Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından Kırıkkale Silah Fabrikası’nda üretilen ve yerli mühendislik çalışmalarıyla geliştirilen MPT-76 MH modeli, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim edildi. Geliştirilmiş versiyon olarak öne çıkan MPT-76 MH, Türk piyadesinin operasyonel gereksinimleri dikkate alınarak hafiflik, ergonomi ve güvenilirlik öncelikleriyle tasarlandı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine dahil edildi.
Önceki modele göre yaklaşık 500 gram daha hafif olan MPT-76 MH’nin ağırlığı yaklaşık 3 kilo 750 gram seviyesinde. Bu azalma, askerlerin taşıma yükünü hafifletirken hareket kabiliyetini artırıyor ve uzun süreli görevlerde yorgunluğu azaltma potansiyeli sunuyor. Tüfeğin ergonomik yapısı, kararlı nişan alma ve daha rahat kullanım sağlayacak şekilde geliştirildi.
MPT-76 MH, yaklaşık 600 metre etkili menzile sahip olup dakikada yaklaşık 750 atım yapabiliyor. Dayanıklılık ve güvenilirlik testlerinde kapsamlı bir değerlendirmeden geçen tüfek, kendi kalibresinde 42’si NATO, 16’sı yerli standartlarda olmak üzere toplam 58 farklı testi başarıyla geçti ve bu özellikleriyle dikkat çekti. Bu sonuçlar, silahın değişik ortam ve koşullarda güvenilir şekilde görev yapabileceğine işaret ediyor.
Yerli mühendislik katkıları ve üretim altyapısının güçlenmesi, lojistik ve bakım süreçlerinde de avantajlar sağlıyor. MKE üretimi parçalarla entegre yapısı; bakım, yedek parça temini ve üretim sürekliliği açısından TSK’ye esneklik kazandırırken uzun vadeli işletme maliyetlerinin kontrolünü kolaylaştırıyor. Ayrıca ergonomik iyileştirmeler; eğitim sürecinde daha kısa adaptasyon süresi ve kullanım verimliliğinde artış sağlamayı hedefliyor.
MPT-76 MH’nin sahip olduğu teknik özellikler ve test başarıları, sadece iç talepleri karşılamakla kalmayıp dost ve müttefik ülkeler nezdinde de ilgi uyandırıyor. Geliştirilen modelin ihracat potansiyeli, savunma sanayinin yerli üretim kapasitesinin ve teknolojik birikiminin dış pazarlarda da değerlendirilebileceğine işaret ediyor. Bu teslimat, hem sahadaki kabiliyetleri güçlendirme hem de milli savunma sanayinin etkinliğini artırma yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
